Hafızayı İnşa Etmek
Milli zaferler kazanıldıktan sonra, bir milletin önündeki en zorlu görevlerden biri, bu tarihi anı kolektif hafızaya nasıl işleyeceğini belirlemektir. Bu, pasif bir anma sürecinden çok daha fazlasıdır; bilinçli bir kimlik inşasıdır. Azerbaycan’ın 8 Kasım Zafer Günü, bu sürecin nasıl işlediğine dair çarpıcı bir vaka analizidir. Bu bayramın ardındaki daha az bilinen dört detay, basit birer ilginç bilgiden öte, ulusal anlatıyı dokuyan, stratejik ittifakları pekiştiren ve zaferi gündelik hayatın dokusuna kazıyan çok katmanlı bir stratejinin parçalarıdır.
Diplomatik Bir Hamle Olarak Tarih: “Bir Millet, İki Devlet” Ruhu
Zafer Günü’nün tarihi ilk olarak cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle 10 Kasım olarak belirlenmişti; bu, İkinci Karabağ Savaşı’nı sonlandıran ateşkes anlaşmasının imzalandığı tarihti. Ancak bu karar hızla değiştirildi. Sebebi ise derin bir jeopolitik ve kültürel hassasiyeti yansıtıyordu: 10 Kasım, kardeş ülke Türkiye’de kurucu lider Mustafa Kemal Atatürk’ün Anma Günü’ydü.
Bu çakışmayı önlemek adına bayram tarihi, stratejik ve manevi değeri yüksek Şuşa şehrinin kurtarıldığı gün olan 8 Kasım’a çekildi. Bu karar, basit bir jestin ötesinde, “bir millet, iki devlet” doktrinini somutlaştıran güçlü bir kamu diplomasisi hamlesidir. Bu tarih değişikliği, Azerbaycan ve Türkiye arasındaki stratejik ortaklığın bölünmezliğini ve kültürel bağların derinliğini tüm dünyaya ilan eden sembolik bir yeniden teyittir.
“Demir Yumruk”: Bir Metaforun Stratejik Gücü
Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 8 Kasım 2020’deki zafer konuşmasında, sonradan ulusal birliğin sembolü haline gelecek olan “demir yumruk” metaforunu kullandı.
“Bu günlər ərzində dəfələrlə Azərbaycan xalqına müraciət edərək düşmənə yumruq göstərmişəm. Demişəm ki, bu, elə-belə yumruq deyil. Bu, dəmir yumruqdur. Bu dəmir yumruqla düşmənənin başını əzirik və əzəcəyik! Eyni zamanda, bu yumruq birliyimizin rəmzidir. Bu gün Azərbaycan xalqı bir yumruq kimi birləşib!”
Jeopolitik bir analist gözüyle bakıldığında bu metafor, iki temel amaca hizmet eden usta bir siyasi iletişim aracıydı. Bir yandan, “düşmanın başını ezen” askeri gücü simgeleyerek dışarıya karşı bir caydırıcılık mesajı veriyordu. Diğer ve belki de daha önemli yandan ise, halkı tek bir amaç etrafında birleştiren kırılmaz birliği temsil ederek güçlü bir iç mobilizasyon sağlıyordu. “Demir yumruk”, hem bir silah hem de bir kenetlenme sembolü olarak ulusal psikolojiyi şekillendirdi.
Bu demir yumruğun sağladığı askeri zafer, Azerbaycan için bir son değil, yeni bir dönemin başlangıcı oldu: inşaat ve barış dönemi.
Zaferden İnşaya: Askeri Başarıyı Gerçeğe Dönüştürmek
Azerbaycan ve müttefiki Türkiye için zafer, bir nihai durak değil, Kafkasya’da “kalıcı barışa ulaşma yolunda bir dönüm noktası” olarak görülmektedir. Bu vizyon doğrultusunda Azerbaycan, askeri zaferi somut, ekonomik ve demografik bir gerçekliğe dönüştürmek için devasa bir devlet projesi başlattı. Savaşın sonu, bir duraklama değil, topyekûn bir inşaat ve kalkınma seferberliğinin başlangıcı oldu.
Bu yeni dönemin özeti, “Savaş alanındaki zafer, Karabağ’ın yeniden canlanması şeklinde ikinci bir hayat kazandı” ifadesinde yatmaktadır. Kurtarılan topraklarda şehirlerin ve köylerin yeniden kurulması, altyapının inşa edilmesi ve yerinden edilmiş nüfusun geri dönüşünün sağlanması, zaferin sadece toprak kazanımı olmadığını, aynı zamanda bölgenin stratejik ve demografik geleceğini güvence altına alma projesi olduğunu göstermektedir.
Hafızayı Coğrafyaya Kazımak: “8 Noyabr” Metro İstasyonu
Bir zaferin kalıcılığı, sadece yıllık törenlerle değil, aynı zamanda o anıyı gündelik hayatın coğrafyasına yazmakla sağlanır. Bakü Metro sistemindeki yeni bir istasyona Cumhurbaşkanı Aliyev’in önerisiyle “8 Noyabr” (8 Kasım) adının verilmesi, tam olarak bu amaca hizmet eden modern bir anıtlaştırma eylemidir.
Bu hamle, tarihi bir anı, her gün on binlerce vatandaşın geçtiği kamusal bir alana entegre ederek kolektif belleği sürekli canlı tutar. Zaferin anısı, yılda bir gün hatırlanan soyut bir kavram olmaktan çıkar ve her metro yolculuğunda bilinçaltında yeniden karşılaşılan, kentsel peyzajın kalıcı bir parçası haline gelir. Bu, hafızanın gelecek nesillere aktarılmasını sağlayan sessiz ama güçlü bir yöntemdir.
Geleceği Şekillendiren Hafıza
Bu dört detay, Azerbaycan’ın Zafer Günü’nü nasıl kapsamlı bir ulusal kimlik projesine dönüştürdüğünü ortaya koymaktadır. Tarihin diplomatik bir araç olarak kullanılması (tarih değişikliği), birliğin güçlü bir retorikle pekiştirilmesi (“demir yumruk”), zaferin somut bir gelecek vizyonuna dönüştürülmesi (yeniden inşa) ve hafızanın gündelik hayata entegre edilmesi (metro istasyonu), bir zaferin nasıl anıdan öte bir ulusal stratejiye dönüşebileceğini göstermektedir. Bu unsurlar, bir milletin geçmişini onurlandırırken geleceğini nasıl şekillendirdiğinin birer kanıtıdır.
Tarihi anlar, bir milletin geleceğe dönük kimliğini ve hafızasını nasıl şekillendirir?